Hasan Paşa Hanı

Diyarbakır’da turist olmanın olmazsa olmazı, Hasan Paşa Hanı’nda güne kahve ile başlamak. Hasan Paşa Hanı, Osmanlı dönemi valilerinden Vezirzade Hasan Paşa tarafından 1573 yılında yaptırılmış, iki katlı, avlulu bir han. Ortasında sütunlu ve üstü kubbeli bir şadırvanı da olan han, bugün Diyarbakır’ın en turistik kahve molası noktalarından. İçindeki bölümlerin bazıları restoran, kahvaltıcı, kitapçı ve cafe olarak kullanılıyor. Kesinlikle bir kahve molasını burada vermeniz lazım. Kahvaltıya gelirseniz de masaya dirsek koymaya yer kalmayacak kadar çok çeşit geldiğini söyleyebiliriz. Bazıları güzel, bazıları eh. Kavurmalı yumurta da sofranın kralı, çünkü Diyarbakırlılara göre “etsiz öğün ayıp!” Unutmadan, Kabe’nin ilk ipek örtüsü de burada dokunmış.

Diyarbakır Ulu Cami

Diyarbakır Ulu Cami, Anadolu’nun en eski camisi olarak biliniyor. 639 yılında, Diyarbakır’a egemen olan müslüman Araplar tarafından, Ermenilerden kalan Martoma Kilisesi’nin camiye çevrilmesiyle oluşturulmuş. Cami, 1091’de ilk olarak Büyük Selçuklu Sultanı Melikşah’ın isteği üzerine, sonrasında da değişik dönemlerde birçok kez onarım görmüş. 1115 yılındaki yangın ve deprem sonrası sütunlarındaki bezemeli taşların hepsi yıkılmış. Ulu Cami aynı zamanda, sırasıyla Kabe, Ravza-i Mutahhara, Mescid-i Aksa, Suriye Şam Emevi Cami’den sonra İslam’ın 5. Harem-i Şerifi olarak kabul ediliyor. Bu arada Yahudi inancına göre Kudüs’ten sonraki en kutsal şehirlerden Kalne de burada. Caminin bir diğer özelliği de sibernetiğin babası olarak kabul edilen ünlü bilgin El Cezeri’nin yaptığı güneş saatinin burada bulunuyor olması. Caminin minaresi de Anadolu’da eşine çok ender rastlanan kare planlı minare. Kiliseden devşirilerek yapıldığını işte buradan kolaylıkla anlayabilirsiniz

Hilar mağaraları Ergani

Yapılan kazılarda M.Ö. 7500 ile 5500 yılları arasındaki döneme ait kalıntı ve buluntularla bölgede buğday, nohut, mercimek gibi bitkilerin ekilerek, koyun ve keçilerin de evcilleştirilerek avcılıktan yerleşik hayata geçildiği belirtilen Hilar Mağaraları, tarihi ihtişamıyla görenleri cezbediyor. Sesverenpınar köyü sınırları içerisinde yer alan ve 1. derece arkeolojik ve doğal sit alanı olarak tescillen Hilar Mağaraları ve yaklaşık 500 metre kuzeyindeki Çayönü tarihi dokusu ve günümüz uygarlığındaki yeri bakımından eşsiz bir değere sahip. Mağaralar, göçebelikten yerleşik köy yaşantısına, avcılık ve toplayıcılıktan besin üretimine geçilen önemli bir tarihsel döneme şahitlik ediyor. eolitik çağa ait eserlerin ortaya çıkarıldığı Hilar Mağaraları, ilk kez toprağı ekip-biçerek tarımsal alanda bir milat oluşturduğu belirtiliyor. Kemikten yaptıkları kaşık ve çatal görevi gören aletlerin günümüze kadar geldiği bu bölgede, kaya mezarları ve kabartmalar dikkat çekiyor. Kaya mezarlarının bazılarının ön yüzlerinde kabartmalar yer alırken, kabartmaların bazıları üçlü gruplar halindedir. Bazılarının dış cephelerinde Roma Eyalet üslubunda kabartmalar yer alırken, kabartmalarda görülen giysilerin İran üslubunda olması, yazılarda Kuzey Suriye Sami yazısı bulunması dikkat çekiyor. 10 bin yıllık geçmişi bulunan Hilar Mağaralarının, eskisi kadar olmasa da ziyaretçileri eksik olmuyor. Özellikle hafta sonu ziyaretçi akınına uğrayan mağaralar, Diyarbakır ve çevre illerden gelen ziyaretçilere ev sahipliği yapıyor.

Diyarbakır evden eve Nakliyat